Türkiye ekonomisinde 2018 yılında vatandaş ve şirketler tarafından hissedilir hale gelen ve 2019 yılında da devam eden krizin aslında başlangıcı, 2005 yılı sonrasında uygulamaya konulan “inşaat ekonomisi”, “beton ekonomisi” diye adlandırdığımız üretken olmayan yatırımlara ülke kaynaklarının neredeyse tamamının aktarılmasıdır.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Nutuk’ta; “1919 yılı Mayıs’ının 19'ncu günü Samsun'a çıktım.” diyerek Milli Mücadele’yi anlatmaya başlamıştır. “Osmanlı ülkeleri bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’a Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur”. 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkış; bu kararın, Türk Bağımsızlık Savaşı'nın örgütlenme sürecinin ve Milli Mücadele Hareketi'nin başlangıç günüdür.

Türkiye’de yabancılara gayrimenkul edinimini tanıyan ancak özel durumlarda sınırlandıran bir sistem bulunmaktadır. Yabancıların taşınmaz mal edinebilmesi yönünden Avrupa Birliği ve ülkemiz uygulamalarının genel olarak benzer olmakla birlikte 2008 sonrasında taşınmaz ediniminin tanınması yönünden birçok Avrupa Birliği üye ülkesinden de ileri olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır.

Türkiye 2018 yılı dış ticaretinin % 89’nu deniz yoluyla, ihracatının %39,2’sini, ithalatının %28,8’ini Akdeniz, ihracatının %20’sini ve ithalatının %18’inin Adalar Denizi (Ege Denizi) yoluyla  gerçekleştirdiği, 1980 yılında 22,9 milyon ton olan deniz dış ticaret yükünün 2016’da 311,6 milyon tona yükseldiği, yılda yaklaşık 40.000 geminin İstanbul Boğazı’ndan geçtiği, Akdeniz’de her gün 4.000 adet geminin dolaştığı ve deniz ticaretinin %30’unun bu denizden yapıldığı denizlerimizle acaba ne kadar ilgiliyiz?

Hafta içinde yaptığımız Irak ve Suriye Türkmenleri Kongresi ile iki ülkedeki Türkmen kardeşlerimizin liderlerini, sahadan bilgi alan çeşitli akademisyen ve gazeteci arkadaşlarımızı ağırladık. Neler olup-bittiği ile ilgili bilgilerimizi tazeledik, görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye’de Türkmen kimliği ve yaşadığı sorunlar ile ilgili önemli bir bilgi açığı var.

15 Mart 2019’da, Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki ayrı camiye, cuma namazı esnasında düzenlenen terör eyleminde 50 insan hayatını kaybetti, onlarca kişi ise yaralandı.[1] Tüm dünyanın dehşet içerisinde izlediği bu terör eyleminin, Avustralya kökenli bir psikopat tarafından düzenlendiği, teröristin eylem öncesi kaleme aldığı, adına “manifesto” denilen ancak bir manifestodan öte “bir psikopatın günlük notları”olarak adlandırılması daha uygun olacak yazıyı kaleme aldığı, gerçekleştirdiği katliam sonrasında öğrenilmiştir.

Kurulduğundan beri kendini"sözde dünya güvenliğinden sorumlu tek kurum"olarak gösteren NATO’nun güvenlik adına yaptığı operasyonların hemen hemen tümü, Amerikan emperyalizminin stratejik çıkarlarını korumak çerçevesinde olup, uygulamaları açıklamalarının tam tersini kanıtlamaktadır.

Çanakkale Savaşı, Türk askeri havacılık tarihi için oldukça önemli bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Bu dönemde, Türk havacılığı henüz emekleme dönemindedir. Türk Milleti, bu savaşta tayyarenin bir savaş aleti olarak gelecek dönemler için ne kadar önemli olduğunu anlamıştır. Çanakkale Savaşı'nda, daha çok Deniz ve Kara harekâtı sürmüş olmasına rağmen, Hava harekâtının göz ardı edilemeyecek başarısına sahne olmuştur. Hava harekâtı, deniz ve kara savaşları öncesinden başlamıştır.

18 Mart… Topraklarımızı işgal edip paylaşmak üzere üşüşen yedi düvelin emperyalist güçlerin Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anladıkları Çanakkale Deniz Zaferinin yıl dönümü. Bu yıl 104. yılını kutluyoruz diyeceğim ama ne kadar kutluyoruz, deniz zaferinin ne kadar farkındayız soru işareti.

Bütün dünya 15 Mart 2019 günü; Yeni Zelanda’da Cuma namazı kılmak üzere bir araya gelen cemaate yönelik iki camiye birden yapılan silahlı saldırı olayı ile birlikte irkilmiştir. Saldırı sonucu, 49 kişinin hayatını kaybettiği ve 48 kişinin yaralandığı bu olayı; terörist(ler)in eylem anını sosyal medya üzerinden canlı yayın yapmak suretiyleve canice gerçekleştirdikleri belirlenmiştir.

Fosil kaynakların kullanımı sonucu ortaya çıkan küresel ısınmanın önlenmesi ve bu kaynakların sınırlı oluşu bakımından endüstriyel olarak nükleer fisyon enerjisi ön plana çıkmaktadır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bircihan D. Dilek   - 13-12-2019

Balistik Füze Tehdidi ve Türkiye

Son birkaç yıldır F-35 ve S-400 konuları ülkemizin gündemini işgal ederken, stratejik bir saldırı silahı olan Balistik Füze tehdidi hızla etrafımızı sardı.