Tehlikeli bir demagog hakkındaki uyarıları görmezden gelmek, ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Günlük siyasi söz dalaşları arasında, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) bütün korkunç yanlarını ve yakın gelecekte ortaya çıkması muhtemel tehditlerini gözden kaçırıyoruz. Bu karmaşada, FETÖ meselesini sadece bir iktidar savaşı olarak anlamlandırmak, meselenin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti açısından bir var olma mücadelesi olduğu gerçeğini göz ardı ediyor.

Bu hafta Telekom sektörünün büyüklüklerini ve yıllar içinde geldiği yeri, ekonomiye etkisini anlatacaktık ama geçen Salı günü şaşırtıcı bir olay meydana geldi.

 

Yurtta ve dünyada barış ilkesi 20 Nisan 1931’den beri Türk Devleti’nin vazgeçilmez politikası olarak 87 yıldır süregelmektedir. Ne var ki, ülke içinde Türk’lüğe, Cumhuriyet’e karşı olanların çıkardıkları kargaşa, terör ve isyan hareketleri ve de emperyalist devletlerin bitip tükenmeyen sömürü arzuları karşısında bu ilkeyi savunmamız pek kolay olmamıştır.

Türkiye PKK terör örgütüyle müzakere sürecini çok ağır bedeller ödeyerek geride bıraktı diyeceğim ama son haftalarda yeniden çözüm-müzakere süreci arayışlarının arttığına tanık oluyoruz.

Son günlerde uluslararası gündemde önemli yer tutan konulardan birisi de göç sorununa ilişkin küresel boyutlu bir çözümün çerçevesini ortaya koyabilmek. Küresel Göç Paktı olarak bilinen bu anlaşmanın asıl ismi “Güvenli, Düzenli ve Kurallı Göç için Küresel Pakt” olarak belirlendi.

2008’lerde başlayan açılım politikaları 2013 başında çözüm sürecine dönüştü ve PKK terör örgütüyle müzakereler başladı. O dönemde terör örgütünün ne kadar barışçı olduğu masalı anlatıldı, terörist başına methiyeler düzülerek Türkiye’ye ve hatta bölgeye barışı huzuru getirecek kişi olarak pazarlandı. Sonuç Temmuz 2015’te başlayan terör sarmalında binlerce şehit ve yaralı.

Bu yazıyı sadece eleştiri yapmak için yazmadım, sistem krizi fikri ile tanışmak için, bu yazıyı kaleme aldım, çözüm de sunacağım, hatta çözüm yöntemi de teklif edeceğim.

Önceki yazımızda belirtmiştik[1]; ülkemiz açısından bilişim ve iletişim sektörünün anlamını farketmenin ne kadar önemli olduğunu. Maalesef gelmiş,geçmiş hükümetler 80’lerde, 90’larda ve en önemlisi 2000 sonrasında bilişim-iletişim sektörünü anlayamadı.

Ülkemiz büyük bir milli birlik krizi yaşıyor. Bu kriz Türk milletini ayrıştırmak, düşman  kamplara ayırmak için uygulanan iktidar politikaları sonunda bugün gelmiş olduğumuz hassas toplumsal gerilimden kaynaklanmaktadır.

Wall-Street şişman kedilerinin daha baştan “dolara hakim olan dünyaya”, “petrole hakim olan ülkelere hakim olur”sloganlarıyla sembolleşen hedeflerini uzun bir süreç sonrası tutturdukları söylenebilir.

Türkiye’nin istemlerinin büyük ölçüde karşılandığı ve özellikle PKK terör örgütü konusunda Suriye’nin taahhütlerini içeren “Adana Mutabakatı”nın imzalanmasının üzerinden tam 20 yıl geçti.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 21-06-2019

TÜRK MİLLETİ’NİN BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ “AMASYA GENELGESİ”NİN YÜZÜNCÜ YIL DÖNÜMÜ

Milli Mücadele,Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması ile başlamıştır.