Kosova’da Albin Kurti hükümeti, kurulduktan 51 gün sonra koalisyon ortağının verdiği gensoru önergesiyle düşürüldü.

Tüm dünyayı etkisine alan Coronavirus salgını, konunun ilgilileri tarafından daha çok ve daha öncelikli olarak sağlık ve ekonomi gibi alanlarda doğurduğu sonuçlar kapsamında ele alınmaktadır. Öte yandan COVID-19 salgınının hâlihazırda mevcut olan küresel güvenlik meseleleri bağlamında bir etki yaratmayacağını söylemek de yanlış olacaktır.

Koronavirüs, tüm dünyada olduğu gibi ABD’de de böylesi büyük bir krizi yönetmek konusunda devletin gücünü ve otoritesini hem uygulama teknikleriyle hem de sınırlarıyla tartışmaya açtı. Virüs, ABD’nin New York eyaletini çok sert bir şekilde vururken, beklenmedik şekilde 2020 Başkanlık seçimleri için New York Valisi Andrew Cuomo’nun adı geçmeye başladı.

Dünyadaki hemen hemen bütün analistler Kovid-19 sonrası dünyanın eskisi gibi olmayacağı noktasında hemfikirler. Ne var ki insanlığın uyanacağı “yeni” düzenin ne olacağına dair hâlâ birçok tez rekabet ediyor. Mutabık kalınan noktalar pek az.

Bugün,23 Nisan 2020”. Ulusal Egemenliğe dayalı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin açılışının, “Egemenliğin” saraydan/sultandan alınıp millete verilişinin, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” kararı ile siyasi amaca ulaşılmasının, Milli Mücadele ile Anadolu’da yeni bir “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nin kurtuluşu ve kuruluşu gerçekleştirilerek tam bağımsızlığa ve sonra da toplumun her alanında yapılan devrimlerle çağdaş hayata uzanan zaferler ve başarılarla dolu uzun ve meşakkatli yolun çizildiği günün  “100.Yıldönümü”.

Bundan tam 34 yıl önce, o zamanki Sovyet Birliği çatısı altında bulunan Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen patlamalar neticesinde oluşan nükleer kaza, orta yaş grubu üzerinde bulunan herkesin hala hatırında bulunmaktadır.

Dünyanın sonu geliyor mu bilmiyorum ama korkarım ahlakın sonu geldi. Herkes yalan söylüyor, aldatıyor, hem de hiç yalan söylememesi gereken, aldatmaması gereken kişiler bunu yapıyor. Hal böyle olunca alarm zilleri çalıyor.

Gideon Rose, Foreign Affairs adlı derginin Nisan 2018 tarihli sayısında  yayınladığı Is Democracy Dying? (Demokrasi Ölüyor mu) adlı makalesinde şunları dile getirmişti: “İktidarın yürütme elinde merkezileştirilmesi, yargının siyasallaşması, bağımsız medyaya yapılan saldırılar, devlet kurumlarının özel çıkarlar elde edilmek için kullanılması demokratik gerileme belirtileri olarak iyi bilinmektedir. Tek şaşırtıcı olan ortaya çıktığı yer. Latin Amerikalı bir arkadaşımın birazda nükteli olarak söylediği gibi ‘Bu filmin İngilizce versiyonunu daha önce hiç görmemiştik’”

Köksal Taşkent -Mete Han Kutlusan

"Ne çok yakın, ne çok uzak" deyişi, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri için kullanılmaktaydı. Coğrafi olarak Avrupa’nın Doğu sınırında yer alan ve kuruluşundan bu yana inişli-çıkışlı bir seyir izlese de Batı dünyasına entegre olmayı hedefleyen Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Birliği için siyasal, ekonomik ve toplumsal açılardan çok da uzak bir ülke değildir.

Dünya tarihi boyunca korkunç miktarda ve acılı ölümlere yol açan pek çok salgın hastalık meydana gelmiştir. Bunlardan bazıları ülke nüfuslarını üçte, dörtte bir oranda alıp götürdüğü için ciddi ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurduğu gibi savaş sonuçlarını ve savaş halindeki ülkelerin âkıbetlerini de tayin etmiştir.

Ortadoğu’da dikta rejimlerine karşı 2011 senesinde başlayan Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte, Libya önce iç savaşla, daha sonra da dış müdahalelerle karşı karşıya kalmıştır.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 15-08-2020

Akdeniz’e Taşınan Körfez ve Daha da Yalnızlaşan Türkiye

Israil ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) arasında imzalanan“ilişkilerin normalleştirilmesi”anlaşması, İsrail’i Körfez’e, Umman ve Suudi Arabistan yanı sıra, zaten Libya’da aktif olan BAE’i, bir kez daha Akdeniz’e taşımış oldu.