4 Eylül 2019, Milli Mücadele’nin temel taşlarından Sivas Kongresi’nin 100’ncü yıldönümü.

Suriye'deki krizin Türkiye'ye yansıması Fırat'ın iki yakasından farklı şekilde yükseliyor.

2011 tarihinde Suriye’nin Deraa şehrinde meydana gelen olaylar kısa süre içerisinde iç savaşa evirilmiş ve ortaya çıkan iç savaş, milyonlarca Suriyeliyi yaşadıkları yerlerden göç etmeye zorlamıştır. En fazla Suriyeli sığınmacıyı sınırları içerisine alan Türkiye’ye ilk Suriyeli sığınmacı girişi 29 Nisan 2011 tarihinde Hatay’ın Yayladağı ilçesinden gerçekleşmiştir. Günümüzde Türkiye’de, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre tam 3.639.284 Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır.[1]

Çıkarlarımızın çatıştığı, temel kavramlar ve tanımlar üzerinde anlaşamadığımız, tehdit algılamamızın örtüşmediği, bölgemize yönelik dizayn planlarında görüş birliğimizin olmadığı ABD ile kapsamı hedefi sınırları konusunda anlaşmadığımız ABD ile güvenli bölge kurmak üzere bir müşterek harekat merkezi kurmak konusunda mutabık kaldık!

Ebu Gureyb Hapishanesinde Amerikalı askerlerin Iraklı mahkûmlara uyguladıkları işkenceler, ABD destekli FETÖ’nün askeri okullarda kendilerinden olmayan öğrencilere uyguladıkları işkencelerle örtüşüyor.

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.

Haziran ayında yabancı basında, İsrail ve Güney Kıbrıs Akrotiri meydanında konuşlu İngiliz F-35 Stealth (düşük görünürlüklü) uçaklarının birlikte Irak ve Suriye üzerinde tatbikat uçuşları gerçekleştirecekleri haberini okuduğumda, aklımı ülkelerin gelecekte “Egemen Hava Sahası Kontrollerini”  nasıl yapacağı konusu tırmalamaya başladı.

Kurumsal karar sürecinin ortadan kalkmış olması, tek bir noktadan gelecek talimatın beklenmesi yani sistemsizlik, krizlerin kişilere emanet edilmesi devletin kurumlarının ve sorumlu makamların olaylara tepki ve karşılık vermesini de geciktiriyor veya engelliyor. Ülkeyi açmaza sürüklüyor.

Güvenli bölge aldatmacası…

30 Ağustos, emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı Türk Milleti’nin canını, malını, namusunu, varını yoğunu ve bütün gücünü ortaya koyarak kurtuluş mücadelesi ile düşman kuvvetlerini tamamen ülkeden çıkararak vatanını kurtaran zaferin adıdır. Türkiye’nin geleceği için binlerce şehidin, milli birlik ve beraberlik ruhu içinde canları pahasına, özgürlük ve bağımsızlık meşalesinin sonsuza dek sönmemek üzere yakıldığı büyük bir zaferdir.

Sorunun, krizin, kavramların, tehditlerin tanımında mutabık olamadığımız ABD ile Suriye kuzeyinde güvenli bölge tesisinde birlikte çalışmak için mutabık kaldık, ortak harekat merkezi kuruyoruz. Müthiş!

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 12-10-2019

“ANKARA, ATATÜRK İLE UYUR, ATATÜRK İLE UYANIR” ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞUNUN 96’NCI YILDÖNÜMÜ; 13 EKİM 1923.

13 Ekim 2019, Ankara’nın başkent oluşunun 96’ncı yıldönümü, Türk Milleti’ne kutlu olsun.