Son günlerde uluslararası gündemde önemli yer tutan konulardan birisi de göç sorununa ilişkin küresel boyutlu bir çözümün çerçevesini ortaya koyabilmek. Küresel Göç Paktı olarak bilinen bu anlaşmanın asıl ismi “Güvenli, Düzenli ve Kurallı Göç için Küresel Pakt” olarak belirlendi.

Kıbrıs sorununda önemli bir yol ayrımına gelindi. Bugüne dek öngörülenden tamamen farklı bir çözüm modeli üzerinde konuşmanın mümkün olabileceği yeni bir zemin söz konusu. 

Afrika Kıtası’nın en bilinen ülkelerinden olan Fas denilince, Kazablanka’nın ile birlikte akıllara ilk gelen şehirlerden biride Marakeş’tir. Berberi dilinde “Tanrının Ülkesi” anlamına gelen Marakeş, bulunduğumuz ayın ortalarına doğru yüzyılın en önemli problemlerinden biri olan göç konusunda uluslararası bir mutabakata ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

ABD Savunma Bakanı Mattis’in açıkladığı Türkiye-Suriye sınırında gözlem noktaları kurma kararı Suriye savaş alanında yeni bir safhaya geçildiğini gösteriyor.

ABD ve Koalisyon Ortakları, Suriye’de Hiç Bir Zaman Samimi Olmamışlardır 

Türkiye, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren; Suriye’nin kuzeyinde gelişen tehditlere karşı gerek askeri ve siyasi alanda, gerekse uluslararası alanda alınması gereken tedbirlere ilişkin olarak,çok sayıda girişimlerde bulunmuş ve bu kapsamda; Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile İdlib bölgesinde silahsızlandırma faaliyeti çerçevesinde gözlem noktaları tesis etmiştir.

2008’lerde başlayan açılım politikaları 2013 başında çözüm sürecine dönüştü ve PKK terör örgütüyle müzakereler başladı. O dönemde terör örgütünün ne kadar barışçı olduğu masalı anlatıldı, terörist başına methiyeler düzülerek Türkiye’ye ve hatta bölgeye barışı huzuru getirecek kişi olarak pazarlandı. Sonuç Temmuz 2015’te başlayan terör sarmalında binlerce şehit ve yaralı.

Bu yazıyı sadece eleştiri yapmak için yazmadım, sistem krizi fikri ile tanışmak için, bu yazıyı kaleme aldım, çözüm de sunacağım, hatta çözüm yöntemi de teklif edeceğim.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey “Suriye’de yerel bir ortak olmadan ülkenin kuzeydoğusunda varlığımızı sürdüremezdik ve daha bitmemiş olan DEAŞ ile mücadeleyi devam ettiremezdik.

Önceki yazımızda belirtmiştik[1]; ülkemiz açısından bilişim ve iletişim sektörünün anlamını farketmenin ne kadar önemli olduğunu. Maalesef gelmiş,geçmiş hükümetler 80’lerde, 90’larda ve en önemlisi 2000 sonrasında bilişim-iletişim sektörünü anlayamadı.

AB, kendi içinde bir yandan Brexit süreciyle ayrışma yaşarkendiğer yandan da bütünleşmenin geleceğini sağlamlaştırmaya çalışıyor (iki hususun da adeta İngiltere’ye bağlı olması ironik bir durumu yansıtıyor).

Ülkemiz büyük bir milli birlik krizi yaşıyor. Bu kriz Türk milletini ayrıştırmak, düşman  kamplara ayırmak için uygulanan iktidar politikaları sonunda bugün gelmiş olduğumuz hassas toplumsal gerilimden kaynaklanmaktadır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ergun Mengi   - 18-01-2019

Yakın Tarihimizin Ses Getiren Yürüyüşleri

Ülkemizde hak arama yürüyüşleri genellikle başka illerden Ankara’ya doğru yapılır. Ankara’nın derde deva olacağı düşünülür. Yakın tarihimizde bir çok yürüyüş yapılmıştır. Bu yürüyüşleri yapan kişiler seslerini Hükümete duyurabilmek için bir hedef, bir amaç u...